150 EURO
KREDİ KARTINA 8-12 AYA VARAN TAKSİT İMKANI
*Lüks otobüslerle ulaşım
*2 Gece 4**** Otellerde Konaklama
* 3 Sabah kahvaltısı ve 3 Akşam yemeği
*Yurtdışı çıkış ücreti ve işlemleri
*Profesyonel Rehberlik Hizmetleri
*Seyahat Sigortası Poliçesi
*Araç içi ikramlar
*Cengiz Turizm refakatı
YANINIZA ALMANIZ GEREKEN ;
* Rahat Kıyafet, Rahat ayakkabı (önceden giyilmiş), Terlik, Şapka, Şemsiye ya da Yağmurluk, Hırka, Mayo
* Fotoğraf Makinesi, Pil, Cep Telefonu ve Şarj aleti, Alarmlı Saat, Güneş Gözlüğü
* Pasaport , nufus cüzdanı ve bankamatik kartı
SURİYE HAKKINDA GENEL BİLGİLER
Türkiye'nin güneydoğusunda yer alan ve Türkiye ile 877 km. uzunluğunda ortak kara sınırına sahip olan Suriye Arap Cumhuriyeti 185.180 km² 'lik bir alanı kaplar. 2001 yılı verilerine göre ülke nüfusu 17 milyona yaklaşmaktadır.
Suriye'nin doğusunda Irak, batısında Lübnan ve Akdeniz, kuzeyinde Türkiye ve de güneyinde Ürdün bulunmaktadır. Büyük şehirler; batıda Halep - Şam çizgisinde, Asi (Orontes) nehri vadisinde ve sahil kesimlerinde yoğundur. Doğu ve güneyde çöl alanları ön plana çıkarken; yerleşim merkezleri azalır ve önemsizleşir.
Akdeniz ikliminin etkisinde olan ve Türkiye'den Lübnan'a uzanan sahil kesimi 183 km uzunluğundadır. Suriye'nin önemli limanları ve kasabaları burada yer alır. Başlıcaları kuzeyden güneye doğru; Ras Al Basit, Lazkiye, Jable, Baniyas ve Tartus'tur.
Ülkenin resmi dili Arapça'dır. Ancak büyük şehirlerde İngilizce, Fransızca veya Türkçe bilen kişilere sık rastlanır.
Suriye halkının büyük bir bölümü Sünni, bir kısmı da Şii Müslümandır. Özellikle büyük şehirlerde kalabalık Hıristiyan cemaatleri de yaşamaktadır.
PARA BİRİMİ
Suriye'nin para birimi Suriye Lirası veya Suriye Pound'u olarak tanınmaktadır. Kağıt parala rın bir yüzleri Arap alfabeleri, diğer yüzleri ise Latin harfleriyle düzenlenmiş ol- duğundan; Arapça bilmeyenlerinde bu paraları ayırt etmeleri kolaydır. Ülkeye sokulacak döviz miktarında herhangi bir kısıtlama yoktur. Ancak 5000 Amerikan Dolarını aşan değerdeki dövizin ülkeden tekrar çıkarılması sırasında sorun yaşanmaması için bu miktarın giriş sırasında beyan edilmesi gerekmektedir.
ALIŞVERİŞ
Suriye, Halep ipekleri, telkari işçiliği ve Şam işi denilen sedef kakmacılığı ile haklı bir şöhrete sahiptir. Halep'in fıstıkları ve bununla yapılan tatlı çeşitleri ülkeye gelen hemen herkesin rağbet ettiği ürünleridir.
Şam'da; Hamidiye çarşısı, Suk El-Hamra ve Suk El-Şa'lan, Halep'te ise; Kapalı Çarşı, Bab'ül Farac ve Tilel Çarşısı alış-veriş yapmak için uygun mekanlardandır.
Uluslar arası kredi kartları özellikle Şam ve Halep'teki lüks otel ve restoranlarda kullanılmakla birlikte, pazar ve çarşılarda kabul edilme şansları pek fazla değildir.
TATİL GÜNLERİ
Suriye'de hafta sonu tatili müslümanlar tarafından Cuma, Hıristiyanlar tarafından ise Pazar günleri yapılmaktadır. Ancak Cuma genel olarak devlet dairelerinin, bankaların ve çarşıların kapalı olduğu gün olarak değerlendirilmelidir.
ŞAM
Suriye'nin başkenti Şam, aynı zamanda Arap dünyasının en eski ve kalabalık şehirlerinden birisidir. Deniz seviyesinden 690 m. Yükseklikte Barada Nehrinin oluşturduğu bir vahada yer alan Şam, Arapça Dimeşk ismiyle de tanınır. Coğrafi olarak Ortadoğu'ya oldukça hakim bir noktadadır. Beyrut'un 110 km. güneydoğusunda, Amman'ın 210 km. kuzeyinde, Bağdat'ın 600 km. batısındadır. Bütün bu kentlere oldukça iyi karayolu ağıyla bağlıdır.
|
Halep'te olduğu gibi Şam'da da zengin Suriye mutfağının Türk zevkine hiçte yabancı olmayan lezzetlerini denemek için her keseye uygun çok sayıda lokanta, restoran ya da kebapçı bulunur. Nüfusu 4 buçuk milyonu aşan Şam'da görülmesi gereken tarihi eserlerin arasında Emeviye Camisi ve Selahaddin-i Eyyubi'nin türbesi ilk sırayı alır. Kanuni Sultan Süleyman'ın Mimar Sinan'a yaptırdığı Süleymaniye Külliyesi, |
Emeviye Camisi: Şehrin en büyük, en eski ve görkemli camisidir. Kilise olarak kullanılmakta iken Şam'ın Müslümanlar tarafından fethedilmesinden sonra, 705 yılında Emevi Halifesi Velid bin Abdülmelik tarafından bir kısmı camiye çevrilmiştir. Daha sonraları yapılan tadilatlarla genişletilerek bugünkü halini almış ve tamamı cami olarak kullanılmaya başlanmıştır. Müslümanlar tarafından kıyamete yakın Hz.İsa'nın yeryüzüne ineceği rivayet edilen "ak minare" bu camiye aittir. Camide ayrıca, Hz.Yahya Peygamberin kabri ile İmam-ı Hüseyin'in Kerbela'da Yezid'in adamları tarafından kesilen ve Şam'a getirilen mübarek başlarının defnedildiği ve ziyaret edildiği bölüm bulunmaktadır. Avluda bulunan 8 sütun üzerine yükselen hazine kubbesi, kamu hazinesini korumak amacıyla Abbasiler döneminde yapılmıştır.Caminin ilginç yönlerinden birisi de, dört farklı mezhebi temsilen dört ayrı mihrap yapılmış olmasıdır. Ünlü İslam alimi İmam-ı Gazali Hz.'leri meşhur eseri İhya-u Ulumid-din'i bu camide kaleme almıştır. Ayrıca Bediüzzaman Said Nursi Hz.'leri ünlü Şam Hutesi'ni (Hutbe-i Şamiye) 1911 yılında bu camide irad etmiştir.
Emeviye camisinin kapladığı 7000 m² 'lik alanda ayrıca Selahaddin Eyyubi türbesi, Hz.Hüseyin'in kızı Seyide Rukiye Camisi, Türk Şehitliği ve turistik eşya satan bir çok dükkan bulunmaktadır.
|
Hamidiye Çarşısı: 1863 yılında Osmanlı Padişahlarından Sultan Abdülhamid Han tarafından yaptırılmıştır. Yapı olarak İstanbul'daki kapalı çarşıyı andıran Hamidiye çarşısı yerli ve yabancıların en çok rağbet ettikleri mekanlardan birisidir. Genel olarak ipek kumaş, kadın giysileri, çeyizlik ve turistik eşyaların satılmakta olduğu çarşı yaklaşık bir kilometre uzunluğundadır. Hicaz Tren İstasyonu: Bugün bile hayata geçirilmek için çaba sarf edilen Hicaz Demiryolu Projesi'ni ilk olarak Osmanlı Padişahı 2.Abdülhamid ortaya attı ve Hicaz Demiryolu İradesi'ni 2 Mayıs 1900 tarihinde yayınladı. |
Süleymaniye Külliyesi: Osmanlı mimarisinin güzel örneklerinden biri olan Süleymaniye Külliyesi, 1554 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan'a yaptırılmıştır. Külliye'ye 1566 yılında Süleymaniye Medresesi
|
eklenmiştir. Son derece yalın ve abartısız bir iç mimarî düzene sahip olan ve Mimar Sinan'ın "Kalfalık eserlerimden biridir" dediği külliye özellikle Türk ve diğer yabancı turistlerin uğrak mekanlarından birisidir. Avluda şu anda bir Askeri Müze bulunmasının yanı sıra külliye kısmında da turistik eşyalar satan bir kaç dükkkanı mevcuttur.
Ayrıca Külliye içerisinde, 1926 yılında İtalya'nın San Romeo kentinde vefat eden son Osmanlı Padişahı Sultan Vahdettin'in mezarı da yer almaktadır. Son dönem Osmanlı padişahlarının torunlarından bazılarının mezarlarının da içerisinde bulunduğu bu küçük mezarlık, sadece Türk ziyaretçilere özel olarak açılmaktadır. Mezarlığın bakım ve tadilat masrafları ise Türkiye tarafından karşılanmaktadır. |
HALEP
Türk sınırlarına yaklaşık 60 km. mesafede bulunan Halep, aynı zamanda Suriye'nin ikinci büyük şehridir. Denizinden (Lazkiye limanından) 186 km. içeride ve deniz seviyesinden 379 m. Yükseklikte bulunan Halep, tarihinin en eski dönemlerinden günümüze kadar gelebilmiş çok eski bir şehirdir. Metropol alanı ile birlikte nüfusunun 4 Milyon'a yakın olduğu ifade edilmektedir. Büyük bir bölümü Osmanlı döneminden kalan çarşı, pazar, han ve bedestenlerinin zenginliği ve çeşitliliği ancak İstanbul, Bursa ve Gaziantep ile karşılaştırılabilir.
Şehrin nüfus yapısındaki renklilikte yüzyılların tarihi ve kültürel birikimini yansıtmaktadır. Arapça'nın yanı sıra Halep çarşılarında Türkçe, Ermenice ve Fransızca hala kullanılan dillerdendir. Halep ünlü ve görkemli kalesinin dışında cami, medrese ve hamamları kadar büyük kiliseleri ile de tanınır.
Tarih boyunca ürettiği ipeği ve sabunları ile haklı şöhreti olan Halep'in çevresinde bol miktarda yetişen fıstıklarla yapılmış tatlıları da çeşitlilik ve lezzet açısından çok kalitelidir.
Halep'in günümüzde koruma altına alınmaya çalışılan taş evleri büyük bir mimari zenginlik örneği sergilerler. Kentte her keseye uygun çok sayıda otel bulunmakla birlikte batı standartlarında lüks otel sayısı kısıtlıdır.
Halep'teki en önemli gezi ve ziyaret yerlerinden bazıları şunlardır:
Halep Kalesi: Şehirden 50.m. yükseklikteki doğal bir tepenin üstüne kurulmuş Halep Kalesi'nin yerinde, çok eskiden bir Hitit Tapınağının olduğu bilinmektedir. Daha sonra bir Yunan Tapınağı'na çevrilen yapı, 10.yy'da
|
Hamadani hanedanı döneminde Seyf Ed-Devle, tepeyi haçlı ordularına karşı stratejik bir kale olarak tahkim etmiştir. Bugünkü Halep Kalesi, Selahaddin-i Eyyubi'nin oğlu Malik el Zahir Gazi döneminde şehrin merkezi olarak yenideninşa edilmiş ve çevresi 20 m. derinliğinde bir hendekle güçlendiril-miştir. Giriş kapısı, hendeğin üstüne açılır bir köprüyle karşıya bağlanmıştır. Yapı itibariyle Gaziantep Kalesine |
Zekeriya a.s. Camii (Umeyyed Camii): Şehrin en eski ve en ünlü camisidir. Halep kent merkezinde olan caminsin yapımına Emevi Halifesi El Velid Bin Abdülmelik tarafından başlanmış ve 715-717'de Halife Süleyman döneminde bitirilmiştir. Memlüklüler ve Osmanlılar döneminde tamirler ve ekler yapılmıştır. İçerisinde Hz. Yahya'nın babası olan Hz. Zekeriya peygamberin türbesi de bulunmaktadır.
|
Halep Kapalı Çarşısı: Sokaklarının uzunlukları toplamının 10 km.den fazla olduğu söylenen çarşının büyük bir kısmı 15. Yüzyılda yapılmıştır. Ortadoğu'daki en uzun çarşı niteliğinde olan bu çarşı, birbirini takip eden hanlardan oluşmaktadır. Çarşı içindeki çok sayıda kervansaray günümüzde imalathane olarak kullanılır. Bu büyük çarşıda işkollarına göre |
Bimaristan: Memluk Valisi Argun Al Kamil tarafından akıl hastaları için yaptırılan Bimaristan, bir zamanlar su ve müzikle tedavinin etkin olarak kullanıldığı önemli bir tarihi sağlık merkezi olarak kullanılmaktaydı. Halep'teki ilginç eserler arasında yer alan bu mekan turistler tarafından da ilgiyle gezilmektedir.
HUMUS
Suriye'nin üçüncü büyük şehridir. Halep-Şam karayolu üzerindeki bu kalabalık endüstri şehri Hama'ya 47 km mesafededir. Suriye'nin diğer şehirlerine göre yapıların ve temizliğin daha düzenli olduğu göze çarpan şehir, turizm açısından pek çekici olmasa da; önemli tarihi eserlere ulaşım açısından önemli bir konuma sahiptir. Halid Bin Velid Hz.'lerinin türbesinin de içerisinde bulunduğu cami bu şehirdedir.
|
HAMA Suriye'nin dördüncü büyük şehridir. Şehrin tarihi, M.Ö. 5000 yıllarına dayanır. Asi Nehri, şehrin içinden geçer. Doğu dillerinde Hama "kale" anlamına gelir. Asi Nehri üzerindeki su dolaplarından ötürü Medinetün-Nevair (Su dolabı şehri) de denilir. Yunus Emre'nin adına şiir yazdığı namı diğer Dertli Dolap bu şehirdedir. Dünyanın en eski su değirmenleri niteliğinde olan ve halen dünyada 17 tane örneği bulunan dolap, eskiden şehre su nakli için yapılmıştır. |
|
BUSRA
Şam'ın yaklaşık 130 km. kadar güneyinde, Ürdün sınırına yakın bir bölgede olan Busra kenti Hıristiyanlığın önemli merkezlerinden birisidir. Romalılar zamanında yapılmış olan antik anfitiyatro ile, Selçuklular döneminden kalan han ve hamamlar şehrin görülmesi gereken yerlerindendir.
Busra asıl anlam ve önemini Peygamberimizin bu beldeyi şereflendirmesiyle kazanmaktadır. Hz.Muhammed (s.a.v.) 12 yaşında iken amcası Ebu Talip'le bu beldeye gelmiştir. Burada yaşayan Bahira adındaki bir rahip, Hz.Muhammed (s.a.v.)'in peygamberlik nişaneleri taşıdığını amcasına anlatmıştır. Burada bulunan ve Rahip Bahira'nın Hz.Muhammed (s.a.v)'in peygamber olacağını keşfettiği Manastır, hâlâ ziyarete açıktır.
MALULA
Hz.İsa ve annesi Hz.Meryem'in 16 yıl yaşadığı, Şam'a 56 km. mesafedeki Hıristiyan köyü Malula'da halen yoğun olarak Hıristiyanlar yaşamaktadır. Hz. İsa'nın konuştuğu dil olarak bilinen ve bu gün tamamen unutulmanın sınırına gelmiş "Aramice" isimli antik bir dil bu beldede hala konuşulmaktadır.
PALMİRA
Tedmur adıyla da bilinen Palmira, Humus şehrinin 155 km. doğusunda olan, dünyanın en eski yerleşim birimlerinden birisidir. Burada antik Palmira şehrinin harabeleri bulunmaktadır. Suriye çölünün ortasında kalan bu tarihi kent Halep ve Şam'a uzak olduğu için ülkeye kısa süreli gelen yabancılar tarafından pek fazla görülememektedir. Eski çağlarda İran körfezini uzaklardaki Akdeniz ile birleştiren kervan yolları üzerinde bulunan bu kentin tarihi, milattan önce 19. yüzyıla kadar gitmektedir. Bizans ve Roma dönemlerinde ise Palmira Hint Okyanusu ile Akdeniz arasında zengin ve canlı bir kent olarak parlamıştır. Milattan sonra 273 yılında Roma yönetimine karşı ayaklanmasını yerle bir edilerek ağır bir şekilde ödeyen Palmira,bir daha hiçbir zaman kendini toparlayarak eski ihtişamlı günlerine dönememiş ve özellikle 17. yüzyılda insanlar tarafından tamamen terk edilerek bir hayalet kente dönmüştür.
SURİYE'DE BULUNAN ve MÜSLÜMANLAR TARAFINDAN
ZİYARET EDİLEN BAZI MEKANLAR
Zeyd ibn-u Sabit (r.a.) anlatıyor: Biz bir gün Rasulullah (s.a.v.)'in yanındaydık. Rasulullah; "Şam'a ne mutlu" buyurdular. Ben "Bu mutluluk nedeni nereden geliyor ey Allah'ın Resulü" diye sordum. Buyurdular ki: "Çünkü (Rahmanın melekleri) onun üzerine kanatlarını geriyorlar."
(Tirmizi,Menakip)
Suriye ve özellikle Şam şehri, tarih boyunca bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış, bir çok önemli olaylara sahne olmuş, bunun yanında da önemli şahsiyetleri toprakları üzerinde ağırlamıştır.
Müslümanlar tarafından Mübrarek Şehir olarak kabul edilen Bilad'uş Şam'da (Şam ve civarı) peygamberler, bir çok sahabe, İslam alimi ve evliya türbeleri bulunmaktadır. İşte bu ziyaret yerlerinden bazıları:
Hz.Zekeriyya (a.s.): Kur'an'da adı geçen peygamberlerden biri. Soyu Davud (a.s.)'a dayanmaktadır. Kur'an'da anılan dualarından (Meryem 16/6)
anlaşıldığına göre, soyu daha sonra Yakub (a.s.)'a varmaktadır. Zekeriyya (a.s.) İsrailoğulları'nın peygamberi olduğu gibi, aynı zamanda onların bilgini, reisi ve müşaviri yani danışmanı idi. Zekeriyya (a.s.) ömrünü ibadetle ve insanları Yüce Allah'a inanmaya ve O'nun yolunda yürümeye çağırırdı. Fakat tüm bunlara rağmen önünü göremeyecek kadar gözü dönenler onu şehid ettiler.
Hz.Yahya (a.s.): Kur'an'da adı geçen peygamberlerden biri. Yüce Allah tarafından, Kur'an'da: "Ey Zekeriyya! Sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermemiştik" (Meryem, 19/7) ayeti ile haber verildiğine göre; Yahya (a.s.), Zekeriya (a.s)'ın oğlu idi. İsâ (a.s)'dan altı ay önce dünyaya gelmiştir. Dolayısıyla, Musa (a.s)'nın
|
şeraitiyle amel eden peygamberlerin sonuncusudur. Küçüklüğünden itibaren saygılı ve ibadet ehli olduğu Kur'an'da şöyle haber verilmiştir. "(O'na çocukluğunda): Ey Yahya! Kitabı kuvvetle tut! (dedik). Henüz çocukken ona hikmeti verdik (Tevratı öğrettik). Tarafımızdan (ona) bir kalp yumuşaklığı ve (günahlardan) temizlik (verdik). |
Yahya (a.s)'da, babası Zekeriyya (a.s) gibi milleti tarafından şehid edildi.
Hz. Hüseyin (r.a.): Hz.Hüseyin (r.a.); Sevgili Peygamberimizin (s.a.s.)'in küçük torunudur. Hicretin dördüncü yılında Medine'de doğmuştur. Ağabeyi Hz.Hasan'dan 1 yaş küçüktür. Resulullah, onu ve ağabeyini çok sever, zaman zaman onlarla oyun bile oynardı. Bazen namaz kılarken Hz.Hüseyin ve Hz.Hasan O'nun mübarek sırtına çıkar, O'da torunları düşmesin diye dikkat eder, secdeyi uzatırdı.
Her hareketiyle Peygamberimize benzeyen Hz.Hüseyin, Hicretin 61.senesinde Küfe'liler tarafından hilafet vazifesini yüklenmek üzere çağırıldı. Aile ve efradını yanına alarak Küfe'ye doğru yola çıktı. Ancak Hz.Muaviye'nin yerine halife olan Yezit'in gönderdiği kuvvetli orduları tarafından Hz.Hüseyin, Kerbela'da sıkıştırılarak şehid edildi. Vefatı sırasında 57 yaşında bulunuyordu. Mübarek başının bulunduğu makam şu anda Şam'daki Emevi camiinin yanındaki özel bölümde ziyaret edilmektedir.
Bilal-ı Habeşi Hz.'leri (r.a.): Hz. Peygamber'e ilk iman edenlerden biri ve sonradan ona müezzin olan sahabî. İslâm tarihinde unutulmaz yeri olan Bilâl-î Habeşî, aslen Habeşistan'lıdır. Bilâl, İslâm'ın ilk tebliğ yıllarında Ümeyye b. Halef'in kölesiydi. İslâm'ın ortaya çıktığı yıllarda bir çok kimse soylarının yüksekliğine, şirk toplumu içindeki nüfuzlarına bakarak kavim ve kabîle taassubuna düşmüş, İslâm'a cephe almış ve sapıklıkta kalmışlardı. Bilâl b. Rebah gibi kimseler de zayıf ve acizliklerine rağmen hak davete uyup şirkten kurtulmuşlardı. İşte Bilâl b. Rebah (r.a.) İslâm davetine ilk icabet edenlerden biriydi. Hz. Bilâl'in doğruluk ve ahlâkı, İslâm'a bağlılığı bütün çağdaşları tarafından aynı derecede takdir edilmekte ve övülmekteydi. Artık o, siyahî bir köle değil, ashabın ileri gelenlerinden ve İslâm devletinin yönetiminde söz sahibi olan müminlerden biriydi.
Peygamber efendimizin vefatından sonra gördüğü bir rüya üzerine Medine'ye gitmiştir. Burada Hz.Hasan ve Hüseyin'in ısrarına dayanamayarak Medine'de sabah ezanını okumuş, okuduğu ezanla Resulullah'ın hasretiyle tutuşmuş olan bütün ahali sokağa dökülerek Resulullah'ın sağ olduğu günleri hatırlamış ve sanki Resulullah kalkmış ta Bilal'e ezan okutmuşçasına herkes hıçkırıklara boğulmuştu.
Tekrar Şam'a dönen Bilal-ı Habeşi Hz.'leri, 642 yılında Şam'da vefat etmiş, Ehli Beyt Mezarlığı olarak bilinen (Bab'üs Sağir) mezarlığa defnedilmiştir.
Abullah Bin Ümmi Mektum (r.a.): Peygamberimizin İslamiyet'i anlatmaya başladığı ilk zamanlarda iman ile şereflenerek Müslüman oldu. Ãmâ olup, bazı savaşlarda Peygamberimiz kendisini Medine'ye vali olarak bırakırdı. Peygamberimiz kendisine çok iltifat edip, daima gönlünü alırdı. 636 sene- sinde Kadisiye savaşında şehit olduğu rivayet edilen Abdullah Bin Ümmi Mektum'un, Şam'daki Bab'üs Sağir mezarlığında türbesi bulunmaktadır.
Halid Bin Velid Hz.'leri (r.a.): Hz. Peygamberin, hakkında "ne güzel kul" diye buyurduğu sahabî. Lakabı Seyfullah (Allah'ın Kılıcı)'dır. Hz. Peygamber (s.a.s.) Mute savaşındaki başarısından ötürü onu Allah'ın kılıcı diye övmüştür. Yedinci hicrî yılında Müslüman olmuştur. Suriye sınırında Bizanslıların ordu hazırladıkları haberi gelince hilafet merkezinden Şam'a gitmesi emri verildi. Hz.Halid şehri muhasara etti ve hicri on dördüncü yılında zaptetti. Daha sonra Humus'u fethetti. Yermük savaşında Bizanslıları
|
bozguna uğrattı. Kudüs'ü kuşattı ve teslim aldı. Böylece bütün Suriye mıntıkası Müslümanların eline geçti. Vefatı sırasında "Vücudumda hiçbir yer yok ki, bir kılıç, mızrak veya ok yarası bulunmasın. Ama şimdi yatağımda uzanarak ölüyorum, cephelerde ölmeliydim. Savaşlarda ölümü aradım ama ölüm bana oralarda nasip olmadı. Korkakların gözü aydın olsun! Artık İslam'ın Halid'i yok" dediği rivayet edilir. Kabri Suriye'nin 3.büyük şehri, Hz.Ömer döneminde valilik yaptığı Humus'ta Halid Bin Velid Camii'nde bulunmaktadır. Türbedeki kabrinin yanındaki küçük kabir de Hz. Halid'in oğlu Abdurrahman'a aittir. Ayrıca cami içerisinde Hz. Ömer'in oğlu Ubeydullah'ın kabri de vardır. |
|
Seyide Zeynep (r.a.): Peygamber Efendimizin torunu, Hz. Ali ve Hz. Fatma'nın kızları, İmam-ı Hasan ve Hüseyin'in kız kardeşidir. Kabri (diğer bir rivayete göre ise makamı) Şam'daki Seyide Zeynep camii içerisindedir. Hz.Zeynep (r.a) Kerbela vakasını bizzat yaşamış,bütün yakınlarının ölümünü izlemiş, çok cefalar çekmiş, yüksek manevi makamlara sahip hanımlar arasındadır. Mevlana Halid-i Bağdadi Hz.'leri: M.1779 (H.1224) yılında Irak-Süleymaniye'nin Karadağ kasabasında doğmuştur. Zamanın ünlü hoca ve alimlerinden eğitim görmüş, Arapça ve Farsça nazım ve nesirdeki üstünlüğü ile en önde gelen belagat alimleri seviyesine yükselmiştir. Mevlana Halid |
Mükemmel bir dini ve fenni ilim tahsili yapan Muhyeddin-i Arabi Hz.'leri, kendisinden yüzlerce sene sonra ortaya çıkacak olan telgrafın çalışma tekniğini bildirmştir. Yüzyıllar sonra Edison'u dahi "üstadım" demek mecburiyetinde bırakmıştır. Fatih Sultan Mehmed Han'ın İstanbul'u fethedeceğini ve Yavuz Sultan Selim Han'ın Şam'a geleceğini keşif yoluyla haber vermiştir.
Şeceret-ün-Numaniyye fi Devlet-il-Osmaniyye isimli eserinde; "Sin Şın'a gelince, Muhyiddin'in kabri ortaya çıkar" buyurdu. Muhyiddin-i Arabi Hz.'leri Şam'da, kalbi para sevgisiyle dolu bir grup kimseye; "Sizin taptığınız, benim ayağımın altındadır." dedi. Orada bulunanlar bu sözü anlayamadılar ve 1240 yılında 75 yaşında iken Şeyhi şehit ettiler. Halk onu Şam'da bir yere defin etti ve büyüklüğünü anlayamadıkları için de kabrinin üzerine çöp döktüler. 276 yıl sonra Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim Şam'a girdiğinde "Sin Şın'a girince benim kabrim ortaya çıkar" sözünün ne demek olduğun anladı ve araştırarak Muhiddin'i Arabi Hz.'lerinin kabrini buldu. Çöpleri temizleterek, kabrin üzerine güzel bir türbe, yanına cami ve imaret yaptırdı. Ayrıca Şeyh Muhiddin'in vefatından önce ayağını yere vurarak; "Sizin taptığınız benim ayağımın altındadır" buyurduğu yeri tespit ettirip, orayı kazdırdı. Orada küp içinde altın çıktığı görüldü. Bundan "Siz, Allah'ü Teala'ya değil de, paraya ve altına tapıyorsunuz" demeyi kasdettiği anlaşıldı.
Hz. Ebu'd-Derda (r.a.): Resulullah (s.a.v.)'in, Kur'an, fıkıh ve hadis ilimlerinde önde gelen ashabından biri. Hazrec kabilesine mensuptur. Şam fâkihi diye meşhurdur. Peygamberimizden bir çok hadis rivayet etmiştir. İlim hakkında şöyle buyurmuştur: "İlim ancak arayıp, öğrenmekle olur. İlim için sabah çıkıp, akşam dönmenin cihad olmadığını sanan kimsenin aklı eksiktir." Ebu'd-Derda Hz.Ömer zamanında Şam kadılığına getirilmiş ve hicretin 32. yılında burada vefat etmiştir.
Ömer Bin Abdulaziz (r.a.): Emevî halîfelerinin sekizincisidir. Annesi, Hazret-i Ömer'in oğlu Âsımın kızıdır. Kendisinden "Adâlette ikinci Ömer" olarak söz edilir. Ayıca Müslümanlar Ömer Bin Abdulaziz'i İslam'ın 5. Halifesi olarak kabul ederler. Doğum yeri ve tarihi konusunda değişik rivayetlerin bulunduğu Ömer Bin Abdülaziz'in Medine'de doğduğu rivayeti kuvvetli görüşlerdendir. Babası Abdülaziz'in Mısır âlisi olması münasebetiyle hayatının büyük bir bölümü orada geçmiştir. Daha sonra babasının isteği üzerine Medine'ye giden Ömer b. Abdülaziz eğitimini orada tamamlamaya çalışmıştır.
Halife Süleyman b. Abdülmelik'in ölümünden sonra Halife seçildi. Abdülmelik'in oğulları Yezid ve Hişam tarafından buna itiraz edilmişse de halkın teveccühüyle bu iş tamamlandı ve Ömer b. Abdülaziz Halife oldu. Halife Ömer, Müslüman olanların hangi ırktan olursa olsun diğer Müslümanlarla eşit olduklarını açıkladı. Onlardan vergi (haraç) alınmayacağını ifade etti. Savaştan ziyade barışı esas alan Ömer, bu tutumundan dolayı birçok kabilenin Müslüman olmasını sağladı.
İki sene beş aydan fazla sürmemiş olan Hilafeti esnasında, içte ve dışta fevkalade hayırlı işler yapmıştır. Fitnecilerin fitnesine maruz kalan Halife, hicrî 101 yılının Recep ayında vefat etti. Mezarı Halep'e 80 km mesafede bulunan Maarratün-Numan mevkiindedir.
Selahaddin-i Eyyubi: Tarihteki büyük komutanlardan Selahaddin-i Eyyubi 1137 yılında doğdu. Haçlı seferlerine ilk karşı koyan büyük kumandan, Haçlı orduları tarafından işgal edilen Kudüs'ü 1187 yılında yeniden fethetmiştir. Selahaddin-i Eyyubi, İslam dünyasında yetişen, ama Batılılarca da takdir edilen büyük bir kahramandır. Gerek Doğulu, gerekse Avrupalı kalemler tarafından hayatı, kahramanlığı, zaferleri, hoşgörüsü ile en çok merak edilen ve bu vesileyle romanlara, hikayelere, filmlere konu olan nadir tarihi şahsiyetlerden birisi bu büyük hükümdardır. Salahaddin-i Eyyubi'nin mezarının bulunduğu türbe Emeviye Camisi yanında bulunmaktadır. Aynı türbe içerisinde bulunan diğer mezar ise eşine aittir.
Ayrıca Selahaddin-i Eyyubi türbesinin avlusunda, 1914 yılında Filistin'de uçakları düşen ve ilk hava şehitlerimiz olan Fethi Bey, Sadık Bey ve Nuri Bey'in mezarları bulunmaktadır.